Türkiye’ de İzmir’in 50 km uzağındaki Efes antik şehrinde bulunan Artemis Tapınağı aynı zamanda Diana Tapınağı olarak da bilinir. Dünyanın yedi harikasından biridir. Tapınağın yapılışı hakkında değişik görüşler vardır. Bu görüşlerden en yaygın olanı M.Ö’ den 550 yılında Lidya kralı Croesus’un emri ile bereket tanrısı Artemis için yapılmış olup yüz yirmi senelik bir projenin eseri oluşudur. Bu görüşe göre tapınak MÖ 550 yıllarında Giritli mimarlar tarafından inşa edilmiştir. İnşaatı Lidya’nın zengin kralı Kroisos finanse ederek yaptırmıştır.

Tapınak hakkında tüm bilgiler tarihçi Plynus’un anlattıklarına dayanır. Plynus tapınağın 115 metre uzunluğunda 55 metre genişliğinde olduğunu ve neredeyse tamamının mermerden yapıldığını açıklamıştır.

Tapınak her biri 18 metre yüksekliğinde 127 tane kolondan oluşmuştur.

Dünyanın yedi harikasını ilk defa derleyen Yunanlı SİDON ” Babilin asma bahçelerini, Zeus’un heykelini, Mısırdaki piramitleri gördüğünü ama Artemis Tapınağını gördüğü zaman çok farklı duygular yaşadığını belirtmiş. “Artemis Tapınağını gördüğüm zaman diğer harikalar tüm parlaklıklarını kaybetti. Olimpos’ un dışında Güneş hiç bu kadar büyük bir şeye bakmadı” demiştir.

Bizanslı tarihçi Filon da Artemis Tapınağı’ nın Babillilerin kudretli işçiliğini, Mozolesin mezarını gördüğünü ama Efes’te bulutlara doğru yükselen Artemis tapınağının onları gölgede bıraktığını açıklamıştır.

Tapınak, dönemin en ünlü sanatçılarının bronz ve mermer heykelleri ile süslenmiş olup doksan metre yükseklikte ve kırk beş metre genişlikte devasa bir yapıymış. Yüz kadar sütünü olduğu söylenmektedir. Tamamen mermerden yapılmıştır Artemis Tapınağı içinde birçok sanat eseri vardı. Tapınak, Ünlü Yunan heykeltıraşları tarafından yapılmış heykellerle, tablolarla ve altın ve gümüşle bezenmiş kolonlarla donatılmıştı. Sanatçıların en güzel heykeli yaratmak için birbirleri ile yarıştıkları kaynaklardan öğrenilmiştir. Bu heykellerin büyük bir çoğunluğu Efes şehrini kurduğu söylenen Amazonların heykelleridir.

Artemis Tapınağı yapıldığı yıllarda gerçekten bir tapınak mıydı? Tam olarak bilinmemektedir. Kaynaklar, bereket tanrıçası için yapıldığından, içinin tapınak, dışının ise çarşı olarak kullanıldığını göstermektedir. Hatta araştırmalar bizim Kapalı Çarşı gibi turistik değere bile sahip olduğu göstermektedir. Artemis tapınağı aynı zamanda bir pazar ve dinsel enstitü idi. Yüz yıllar boyunca tanrıçaya inançlarını ve isteklerini sunanlar hediyeler getirmiştir. Yapılan kazılarda bilezikler küpeler gerdanlıklar fildişi heykeller bulunmuştur. Tapınağa gelen turistlerin çarşıdan aldıkları altın ve fildişi takıları bereket tanrıçasına sundukları kaynaklardan öğrenilmiştir Artemis Tapınağının A nadolu’nun ekonomik olarak güçlü bir bölgesinde yer alması tüccarlar ve Anadolu’nun her yerinden yolcular tarafından ziyaret edilmesini sağlamıştır.

M.Ö 21Temmuz 356 yılında Herostratus adlı bir kişi böyle bir yapıyı yakınca adının tüm dünyaya yayılacağını düşünerek ünlü olmak için tapınağı yakmıştır.

Tapınağın yakıldığı gün Büyük İskender’in doğumuyla aynı güne denk gelmiştir. Halk arasındaki söylentilere göre tanrıça Artemis, Büyük İskender’ in doğumuyla o kadar çok ilgiliymiş ki kendi evinin yakılmasını önemsemedi bile şeklinde yorumlar yapılarak söylenti her yere yayılmıştır. Büyük İskender bu nedenle tapınağı onarmayı çok istemişse de tapınağı onartamadan ölmüştür. Tanrıçanın sadık müritleri ise her hasardan sonra tapınağı onarmışlardır.

Daha sonra Roma İmparatoru Konstantin şehri yeniden yaptırılmış ama Hıristiyan oldukları için tapınak tekrar inşa edilmemiştir. M.Ö’ den 262 yılında büyük bir yangın çıkmış yangın sonucunda tapınağın büyük bir kısmı yanmıştır. Kalıntılarının çoğu Hıristiyanlar tarafından parçalanarak başka yapıların inşasında kullanılmıştır. Tamir edilmeyerek bırakılan tapınak yavaş yavaş yol olmuş ve bu gün sadece tapınağın yerini belli edecek sadece bir tek sütun kalmıştır.

Asıl üzücü durum ise tapınağın parçalarının yurt dışına götürülmesidir. British Müzesinin sponsorluğunda John Turtle Wood 1863’de tapınağı araştırmaya başlamıştır.. 1869’da 6 metre derinlikte, çamurların içinde tapınağın temellerini bulmuştur.
Bulduğu heykelleri ve bazı kalıntıları British Müzesine götürmüş olduğundan tapınaktan çıkarılan yapılar ve heykeller orada görülebilir. Bugün bataklık halinde olan tapınağın asıl yerinde ise tek bir sütun haricinde hiçbir şey bulunmamaktadır.

1904’de yine aynı müzeden D.G. Hograth’ın liderliğindeki bir ekip kazılara devam ettiler ve sitede birbirinin üzerine inşa edilen 5 tapınak olduğunu keşfettiler.

Tapınağın üç evreden oluştuğu sanılmaktadır. A evresi tapınaktan önce orada yapılmış bir sunaktır. B evresi daha sonra bunun üzerine yapılmış olan tapınak, C evresi ise yangından sonra yapılan restorasyondur.

Artemis tapınağının muhteşem iki heykeli Selçuk Müzesi’inde sergilenmektedir. Artık Artemis tapınağı yoktur. Sadece bir sütun kalmıştır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir